Pankromatika

Kimi hatıralar unutulmak ister. Bırakınız hatırlatılmayı, öznesince bile hatırlanmak istenmez! Öyleyse, neyin hatırlanacağına neyin unutulacağına karar veren (eğer bizim özelimize dışarıdan bir müdahale yoksa) biziz demektir. Yani belleğimiz de sonuna kadar seçici. Masumâne veya hainâne… “Hafıza (unutma ve hatırlama) politikaları” dediğimiz tam da bu. Kişisel olanın, alanın -yani bireysel alanın- sonuna kadar politik olması da… Aynı şeyin kolektif olan örneklerini de biliyoruz tabii. Hatta en çok bildiklerimiz, tartıştıklarımız de esasen onlar. Bireysel ya da kolektif, her türden hatırla(t)ma objesi karşısında tarihçi ne yapar? Çoğunlukla görmezden geldiğini biliyoruz. Ama ya görürse, görmek isterse? Objeyle tarih yazmak mı? Ya da hatırlanma talebine icap edip objeye tarih yazmak mı? Modül bu ve benzeri soruları hem kendi içinde tartışmaya açıp hem de o açık alanda başka türden bir tarihçilik yapmanın imkânlarını soruşturmayı küçük denemelerle test etmeyi hedefliyor.


Oktay Özel
Bilkent Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi. Uzun süre Tarih Vakfı Yönetim Kurulu ve International Association for Ottoman Social and Economic History (IAOSEH) Yürütme Kurulu üyeliği yaptı. Kebikeç (Ankara) dergisi Yayın Kurulu üyesi. Başlıca ilgi ve araştırma alanları olarak Osmanlı sosyal ve ekonomik tarihi çerçevesinde 16. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına Anadolu coğrafyasında nüfus hareketleri, yerleşim düzeninde ve toplum yapısındaki değişmeler ile Celâlilik üzerine çalışmaları var. Son yıllarda daha ziyade 19. yüzyılın ikinci yarısındaki kitlesel göçler, iskân politikaları, örgütlü ve kolektif şiddet pratikleri ile cematler arası çatışmalar üzerine yoğunlaştı. Halihazırda 93 Harbi Gürcü Muhacirleri üzerinden arşiv, sözlü tarih ve saha araştırması içeren bir sosyal tarih çalışması yürütüyor. Bir yandan da 20. yüzyıl başlarından kalmış eski yazılı ve bir kısmı buluntu fotoğraf, fotokart ve özel mektuplar üzerinden “ihtimalî tarih” olarak adlandırdığı denemeler kaleme alıyor. Tarihyazımı meseleleri ise sürekli ilgi alanı. Bu konuların her birinde kitap olarak yayınlanmış çalışmaları bulunmaktadır. 

Oktay Rifat der ki: 

"Çocukluğun desem ve götürsem seni
Çiçek topladığın vadiye bir anda
Ben hikâyeler ve hoş şeyler bilirim
Dallardan sürüyle kaldırabilirim
Hatıralar ki kuşlardır hafızanda."


Oktay Rifat’ın bellek kuşu böyle uçuyordu. Hatırlama Kuşu diyelim biz buna ve şu savlı sözden niye çekinelim: Edebiyat, baştan bu yana hatırlama kuşunun uçuş haritası olagelmiştir. Özellikle bazılarında Anka değerindedir ve o masal kuşu bugün de besler belleği. İşte bu kuşlardan örneklenerek “hatırlama” edimi konuşulacak.

Mahmut Temizyürek

1955'te Sivas, Şarkışla, Kümbet Köyü'nde doğdu. İlkokulu doğduğu köyde okudu. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Eğitimde Psikolojik Hizmetler Bölümünü bitirdi. Önemli ansiklopedilerde yazarlık ve yayın kurulu üyeliği; çeşitli dergi ve gazetelerde editörlük ve yazarlık yaptı. 1997-98 eğitim döneminde, Anadolu Üniversitesinde "İletişim ve Yabancılaşma" ile "Eleştiri Kuramları" dersleri verdi. 1996-2006 arasında Başkent Üniversitesinde basın danışmanlığı görevini üstlendi. 2007'de Bilkent Üniversitesinde başladığı "Türkçe ve Eleştirel Okuma" dersi hocalığına devam etmektedir. İlk şiiri Filistin 1981'de Yarın dergisinde yayımlandı. Edebiyat Dostları Dergisi'nin kurucuları arasında yer aldı. Temizyürek'in İz ve Rüya kitabındaki şiirlerinin çoğunluğu 1981-90 yılları arasında Mehmet Fikri Ünal imzasıyla yayımladığı şiirlerdir. Kırlangıcım Paranoya ve Yeryüzünü Gezen Atlı adlı iki şiir kitabı ile Göçebe Buluşması adlı bir deneme kitabı vardır. Diğer kitapları ise 2007 yılında Kanat Kitap'tan çıkan Boşluktan Doğan, 2011'de Kırmızı Kedi Yayınları'ndan çıkan Yalangezen ve 2012'de Everest Yayınları'ndan çıkan Babil Cazcıları’dır.

>> Kasım 2017-Haziran 2018 HATIRLAMAK
Kavramsal Atölyeler Programı

Mahmut Temizyürek // Hatırlama Kuşu
Oktay Özel // Hatırlama Objeleri
Ersan Ocak // Deneme Film [adap dışı bir film seyretme | tartışma atölyesi]
Aksu Bora // Duygular Sosyolojisi
Gülsüm Depeli  // Görsellik ve Kültürel Bellek
Aykan Alemdaroğlu // İmgeyi Çözümlemek: Görüntünün Kuruluşu
Ersan Ocak // Hatırlamak için Belgesel: Bellek - Belgesel Sinema İlişkisi Üzerine
Ece Akay // Kent ve Şiir
Aykan Alemdaroğlu // Sanat Manifestoları, Avant-garde
Umut Şumnu // Nesneyi Okumak
Hakan Kaynar // Cinayet Mahalli
Tanıl Bora // Unutma-Unutturma ve Hatırlamanın Tecrübesi
Mahmut Temizyürek // El-emek
Aykut Çelebi 
// Hatırlama ve Hafıza Araçları: Yazı ve Görsel İmge 
Umut Şumnu
// Beyaz Küpün Eleştirisi ve Kamusal Alanda Sanat

 

 

 

Pankromatika programının Kasım 2017 - Haziran 2018 sezonunda "Hatırlamak" başlığı ile gerçekleşecek ikinci dönemi için program detaylarını aşağıda bulabilirsiniz. 

Online başvuru formuna buradan ulaşabilirsiniz!

Sokaklarda görünmez ol, başıboş bir köpek gibi gezin, oturup insanları seyret, gündüz vakti bir şeyler içip omuzlarımızdaki bütün sorumluluktan kurtul, durakladığın her yerde insanların ne düşündüğüne aldırış etmeden kendi kendine gülümse, bazen koş, şehrin en gri, en egzoz kokan, kepçelerin çalıştığı sokaklarında hayal kur, defterine bir şeyler yaz. Yazdıklarının seni götürdüğü yer ve bedeninin olduğu yer arasında oluşan boşlukta sanat nefes alıp vermekte. O yere bırakacağın iz kendine doğru giden yolu, bir başka değişle evinin yolunu hatırlamana yardımcı olacak.

Bugün grafitilere ve sokak yazılarına ek olarak, yere özel üretilmiş sanatsal çalışmalarda da yazının kullanımına rastlamaktayız. Bu çalışmalarda yazı, orada olmayanın yerini kaplayarak anıtsallaşmaktadır. Yazı sadece sözün yerini değil, nesnenin de yerini alarak hatırlamaya yardımcı olmaktadır.

Ece Akay
Lisans eğitimini 2000 yılında Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümünde tamamladı. Aynı fakültede, ‘Heykelde Zaman Bağlamında Yeni İnşa Arayışları’ başlıklı teziyle yüksek lisans ve ‘Çağdaş Yazıtlar: Heykelde Yazı ve Form İlişkisi’ başlıklı teziyle sanatta yeterliliğini tamamladı. Çağdaş sanat ve kuramları, kamusal alanda sanat, çevre sanatı, yazı sanatı gibi konularda araştırmalar yapmaktadır. Bu kapsamda sergi, gösteri ve sempozyumlara katılmıştır. Şu anda Başkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Çizgi Film ve Animasyon Bölümünde birinci sınıf öğrencilerine Temel Tasarım ve Desen dersleri vermektedir.

 

Bu atölyede bellek ve imge bağlantısı konu edilecektir. Kişisel belleğin salınımlı hatırlama imgelerinden, kolektif belleğin uzlaşımsal (kimi zaman çatışmalı) imgelerine doğru çizilecek izlekte evvela kolektif kavramının bizzat kendisi sorgu konusuna dönüşecek, hangi kolektiften söz ettiğimize bağlı olarak belleğin imgeleri farklılaşacaktır: Örneğin hegemonik olanın tanımladığı ve kabul ettiği kolektif, ağırlıkla unut(tur)ma üzerine kurulmuş bir tarihin üretilmiş imgelerini ve retoriğini benimserken, hegemonik olan tarafından yok sayılan kolektif ise görünmezlik perdesini yırtmak mücadelesiyle, kendi belleğinin imgelerini  ve anlatısını üretmeye yönelecektir.


Gülsüm Depeli
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu, yüksek lisans ve doktora eğitimini de aynı üniversitede tamamladı. Depeli, Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak çalışıyor. Görsel Kültür, Kültürlerarası İletişim ve İletişim Etnografisi alanlarında dersler veriyor. Diğer ilgi alanları ise Görsel Antropoloji ve Gündelik Hayat Çalışmaları.

Bu atölyede duyguları bireysel psikolojinin tezahürleri olarak değil de birer toplumsal fenomen olarak görmeyi deneyeceğiz. Böylece günümüz dünyasına daha geniş bir perspektifle bakabilmeyi, beşeri bilimlerdeki tartışmaları daha iyi izleyebilmeyi umuyoruz. Küresel kapitalizmin "arzu makinaları" nasıl işliyor? Freud'un medeniyetin hazdan vazgeçme üzerine kurulu olduğu tespiti bugün hala geçerli midir? Değilse içinde yaşadığımız medeniyet nasıl bir  medeniyettir? Zamanımızın "korku kültürü" diye adlandırılmasının anlamı nedir? Duygularla emek arasında nasıl bir bağlantı vardır?... Okuyacağız, araştıracağız, tartışacağız, yazacağız... 

Aksu Bora
Emekli öğretim üyesi. Ayizi Yayınlarının kurucularından ve editörlerinden biri. Kadınların Sınıfı ve Feminizm Kendi Arasında isimli iki kitabı var. Yoksulluk Halleri, Cumhuriyette Çocuktular, Boşuna mı Okuduk, Sıcak Aile Ortamı kitaplarının ortak yazarlarından biri. Çok sayıda makalesi ve çevirisi yayınlandı. Duygular Sosyolojisi dersini 2013 yılında, Hacettepe Üniversitesi İletişim Bilimleri doktora programı için açtı ve dört dönem boyunca yürüttü.

Belgesel sinema (unutulanı) hatırlamak için midir? Bilmediklerimizi öğrenmek, gerektiğinde hatırlamak için midir? Yoksa, bilmemize rağmen belleğimizde derinlerde olanı hatırlatıp yüzleşmek için midir? Bu sorularla birlikte önümüze dikilen mesele bellek ile belgesel sinema arasındaki ilişki biçimleridir. Bu ilişkilenme biçimleri üzerine belgesel sinemanın ve toplumsal/kültürel bellek çalışmalarının kavramları ve terimlerini bir araya getirerek tartışmak hepimiz için iyi olacaktır. Bildiğimiz, bilmediğimiz belgesel filmlere bir de bu kavramlar ve terimlerin lensinden baksak neler görürüz?


Ersan Ocak
TED Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi’nde öğretim üyesi olan Ersan Ocak, şehircilik, (görsel) kültür çalışmaları, video sanatı, belgesel, deneme film, etkileşimli hikaye anlatma alanlarında bir yandan kuramsal çalışmalar yaparken, diğer yandan sanat işleri üretmektedir. Medya sanatları-mekân- kültür üçgeninden dünyaya bakarak çalışmalarını sürdürmektedir.

TED Üniversitesi, “Mimarlık ve Kent Çalışmaları Yüksek Lisans Programı”nın kurucularındandır. Ka Atölye’de 2015-2017 yılları arasında Deneme Film Açık |Özgür Dersi’ni yürütmüştür. Ayrıca NewMedia_OpenLab adlı akademik oluşumun ve Sinema Laboratuarı adlı sivil platformunun kurucusudur.

Laura Rascaroli, The Personal Camera adlı kitabında, “deneme film” (essay film) üzerine çalışan düşünür ve akademisyenlerin sadece bir konuda mutabık olduklarını söyler: Deneme filmin tanımı sorunludur! Sınırları aşan, melez bir biçim olan deneme film, belgesel ile deneysel sinema arasında bir yerde durur. Sinema filminin dışında “deneme video” (essay video) olarak üretilebilir ya da bir galeride/müzede yerleştirme biçiminde karşımıza çıkabilir.

Bu atölyede, her hafta bir deneme film seyredeceğiz ve bu filmi tartışacağız. Ama bu seyir ve tartışmayı yerleşik film seyretme adabının dışına çıkarak yapacağız. Filmi istediğimiz zaman durdurup tartışmak istediğimiz meseleler üzerine gideceğiz. Ya da film akarken üzerine konuşacağız. Deneme film sinemadan beklenen haz mekanizması kırar; seyircisine sorular sorar ya da sordurtur. Onu bir diyaloğa davet eder. Bu durumda, bizler de bilindik sinema seyir adabının dışına çıkmalıyız, değil mi?

Ersan Ocak
TED Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi’nde öğretim üyesi olan Ersan Ocak, şehircilik, (görsel) kültür çalışmaları, video sanatı, belgesel, deneme film, etkileşimli hikaye anlatma alanlarında bir yandan kuramsal çalışmalar yaparken, diğer yandan sanat işleri üretmektedir. Medya sanatları-mekân- kültür üçgeninden dünyaya bakarak çalışmalarını sürdürmektedir.

TED Üniversitesi, “Mimarlık ve Kent Çalışmaları Yüksek Lisans Programı”nın
kurucularındandır. Ka Atölye’de 2015-2017 yılları arasında Deneme Film Açık | Özgür Dersi’ni yürütmüştür. Ayrıca NewMedia_OpenLab adlı akademik oluşumun ve Sinema Laboratuarı adlı sivil platformun kurucusudur.

4’er haftalık 3 bölümden oluşan atölyenin ilk bölümü “İmge Üretimini Belirleyen Etkenler” başlığı altında, geleneğin uzlaşımlarını karşılaştırmayı ve bu sayede, dönemin sanat kuramını ortaya çıkaracak biçimde ele almayı hedefliyor. “Estetik Kuramların İmge Üretimine ya da Çözümlenmesine Kattıklarını” konu edinen 4 haftalık ikinci bölüm, tarihsel koşulların incelenmesiyle devam ederek çağdaş sanatın çözümlenmesini odağına alacak, sanat politikası ya da politik sanat kendi tarihsel gelişimi içerisinde işlenecek, sanatın üzerindeki buyurgan yetkeye sanatçıların nasıl karşılık verdikleri tartışılacak. “İmgenin Biçimsel İncelenmesi; İçerik ile Biçem İlişkisi” konulu üçüncü ve son 4 haftalık bölümde ise imge üretme kurallarının yarattığı sınırlara karşın uzlaşımların, kural ve yöntemlerin eleştirisinin getirdiği yeni biçem ve olanaklar konuşulacak. Atölye imge tarihinde dolaşarak yürüteceği soruşturmasını bu kapsamda yoğuracak. 

Aykan Alemdaroğlu
Aykan Alemdaroğlu Orta Doğu Teknik Üniversitesi Felsefe Bölümü mezunudur. İstanbul Üniversitesi Latin Dili ve Edebiyatı Bölümünde “Augustinus’ta Zaman, Bellek, Bilinç İlişkisi” başlıklı teziyle yüksek lisansını, Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde doktora yeterliliğini tamamlamasının ardından, University of Western Ontario, Kanada’da “Spinoza ve Deleuze’de Sanat-Beden Üzerinden Deneyim ve Duyum” başlıklı doktora tezi çalışmasını sürdürmüş, üç yılın ardından Ankara'ya dönüşüyle, 2008 yılından bu yana, halen bulunduğu Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde Sanat Tarihi, Sanat Felsefesi, Sanat Yapıtının Analizi derslerini vermeye başlamıştır. ‘İçe Kıvrımlı’ adlı kitabı 2010 yılında Dost Kitabevi Yayınları tarafından yayınlanmıştır. 

Konuyu sorularla açacağız.
Manifestoları unuttuk mu? Avant-garde günümüz sanatını anlama yolunda bize ne söyler? Manifestoları devrimci çağrı yapan avant-garde akımlar geçmişte mi kaldı, bugünü nasıl etkiledi, etkiliyor?

Aykan Alemdaroğlu
Aykan Alemdaroğlu Orta Doğu Teknik Üniversitesi Felsefe Bölümü mezunudur. İstanbul Üniversitesi Latin Dili ve Edebiyatı Bölümünde “Augustinus’ta Zaman, Bellek, Bilinç İlişkisi” başlıklı teziyle yüksek lisansını, Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde doktora yeterliliğini tamamlamasının ardından, University of Western Ontario, Kanada’da “Spinoza ve Deleuze’de Sanat-Beden Üzerinden Deneyim ve Duyum” başlıklı doktora tezi çalışmasını sürdürmüş, üç yılın ardından Ankara'ya dönüşüyle, 2008 yılından bu yana, halen bulunduğu Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde Sanat Tarihi, Sanat Felsefesi, Sanat Yapıtının Analizi derslerini vermeye başlamıştır. ‘İçe Kıvrımlı’ adlı kitabı 2010 yılında Dost Kitabevi Yayınları tarafından yayınlanmıştır.

Bir nesne neden başka bir zaman ya da mekânda değil de, tarihin belirli bir zamanında ve mekânında ortaya çıkar. “Nesneyi Okumak” başlıklı atölye, bu sorudan hareketle, 1850 yılından günümüze mimarlık, içmimarlık, moda, grafik tasarım, endüstri ürünleri tasarımı, plastik sanatlar, sinema, edebiyat ve müzik alanlarında üretilmiş nesnelere/ürünlere odaklanır ve bu nesneleri ortaya çıkaran siyasal, ekonomik, tarihsel  ve kültürel ortamları anlamaya çalışır.  

   
Umut Şumnu
Lisans eğitimini 2000 yılında Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi, İçmimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü’nde tamamladı. Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi'nde Kollektif Bellekte Bir Mekan: 1912 Galata Köprüsü başlıklı teziyle, yüksek lisans derecesini aldı. Bu çalışma daha sonra Lambert Academic Publishing tarafından kitap olarak basıldı. 2012 yılında, aynı üniversitede, Varlık ve Varoluş Arasında: Kimlik, Yabancı Sorunsalı ve Türk Evi Olgusu başlıklı teziyle doktora derecesi aldı. Mimarlık, sanat ve tasarım tarihi, kuramı ve eleştirisi; mimarlık ve felsefe ilişkisi üzerine çalışıyor. Doxa, Siyahi, e-skop, Theory and Event, International Studies in Philosophy gibi dergilerde makaleleri yayınlandı. Akademik çalışmalarının yanında iç mimarlık uygulamaları; sergi ve video performansları var. Halen Başkent Üniversitesi ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesinde öğretim üyesi olarak görev yapıyor.

Tarih unutur, edebiyat hatırlar. Biri görevlidir çünkü diğeri gönüllü. Hatıraları da bir yana koyacağım, nedeni belli: aylaklığın peşindeyim nostaljinin değil! Ankara’yı okuyacağız, romanları yürüyüp. Edebiyattaki Ankara’da şehirle kurduğumuz ilişki var, göreceğiz. Sokakta, parkta, apartmanda bin hikâye var, bakacağız. Ortak ya da değil mekanla bellek arasına odaklanacak zihnimiz, yıkılanla neden yok oluruz? Soru bu.

Hakan Kaynar
1975’te Ankara’da doğdu. Ankara’da okudu. Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi. Bir kitabı var: Projesiz Modernleşme: Cumhuriyet İstanbulu'ndan Gündelik Fragmanlar (İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, 2012)

Türkiye’nin politik ve toplumsal hayatında bir ‘nisyan’ (unutuş) kültüründen hep söz ediyoruz. Bunun, yüzleşilecek travmatik olayların çokluğu ve artarda yığılmasının yarattığı zorluk yanında, pragmatist bir bellek rejimiyle de ilgisi olduğunu tartışmalıyız. Bununla beraber, hatırlamayı ‘savunan’, alternatif bellek inşasına dönük bir çaba da yok değildir. 70’lerin siyasî kutuplaşma ve iç savaş ortamında, her gün karşılaşılan kayıplar karşısında “Unutmayacağız!” yemini ve “Unutma-unutturma!” şiârı, -özellikle solda-, adeta programatik bir değer taşıyordu. Solda, genel olarak (hatırlanacak) özel günler takviminin belirleyici bir politik etkinlik yakıtı oluşturduğunu söyleyebiliriz. Bütün bunları tartışırken, son on yılda sayısı hızla artan, 1970’li yılların devrimcilerinin (daha az sayıda da olsa ülkücülerinin ve İslâmcılarının) anı anlatıları, zihnimizi açabilir. Neyi (olayları, başarılarını, başarısızlıklarını, kayıplarını, hasımlarını…), nasıl hatırlıyorlar? Bu anlatılarda hamasî, apolojetik (mazeret bulan-üreten), özeleştirel söylemler nasıl, hangi motiflerle kuruluyor? Bu anı birikimi, Türkiye’de politik bellek deneyimi üzerine bir muhasebe imkânı sunuyor.


Tanıl Bora

1963 Ankara doğumlu. İstanbul Erkek Lisesi’ni ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. 1984-88 arasında haftalık haber dergisi Yeni Gündem’de gazetecilik yaptı. 1988’den beri İletişim Yayınları’nda araştırma-inceleme dizisi editörüdür. O zamandan beri kitap çevirmenliğiyle de meşguldür. 1993’ten 2014’e kadar üç aylık sosyal bilimler dergisi Toplum&Bilim dergisinin yayın yönetmenliğini yaptı. 1989’dan beri düzenli yazdığı aylık sosyalist kültür dergisi Birikim’in 2012’de yayın koordinatörlüğünü, 2016’da yayın yönetmenliğini üstlendi. Ağırlıklı çalışma alanları, Türkiye’de siyasal düşünceler, özellikle sağ ideoloji ve milliyetçiliktir.

Edebiyat, edep’den gelmek istese de gelemez oldu ama eleştiri “elemek”ten geliyor pek âlâ. Eskiden elle, daha soyut durumlarda dille yapılırdı eleme işlemi. Neolitik çağdan bu yana el’e ek bir teknik eklendi ve eleme işlemi “elek”le yapılıyor oldu. Türkçede böyle ama başka dillerin kiminde “kriz” sözcüğünden türedi kritik. Ne farkı vardı? Nasıl bir serüven yaşadı “kriz” ya da “eleme” işlemi? Ne tür teknikler edinip yalınlaştı ya da karmaşıklaştı?

Mahmut Temizyürek

1955'te Sivas, Şarkışla, Kümbet Köyü'nde doğdu. İlkokulu doğduğu köyde okudu. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Eğitimde Psikolojik Hizmetler Bölümünü bitirdi. Önemli ansiklopedilerde yazarlık ve yayın kurulu üyeliği; çeşitli dergi ve gazetelerde editörlük ve yazarlık yaptı. 1997-98 eğitim döneminde, Anadolu Üniversitesinde "İletişim ve Yabancılaşma" ile "Eleştiri Kuramları" dersleri verdi. 1996-2006 arasında Başkent Üniversitesinde basın danışmanlığı görevini üstlendi. 2007'de Bilkent Üniversitesinde başladığı "Türkçe ve Eleştirel Okuma" dersi hocalığına devam etmektedir. İlk şiiri Filistin 1981'de Yarın dergisinde yayımlandı. Edebiyat Dostları Dergisi'nin kurucuları arasında yer aldı. Temizyürek'in İz ve Rüya kitabındaki şiirlerinin çoğunluğu 1981-90 yılları arasında Mehmet Fikri Ünal imzasıyla yayımladığı şiirlerdir. Kırlangıcım Paranoya ve Yeryüzünü Gezen Atlı adlı iki şiir kitabı ile Göçebe Buluşması adlı bir deneme kitabı vardır. Diğer kitapları ise 2007 yılında Kanat Kitap'tan çıkan Boşluktan Doğan, 2011'de Kırmızı Kedi Yayınları'ndan çıkan Yalangezen ve 2012'de Everest Yayınları'ndan çıkan Babil Cazcıları’dır.

Brian O ‘Doherty Beyaz Küpün İçinde: Galeri Mekânının Eleştirisi adlı kitabında 20. Yüzyıl sanatının kendine has kabuğu olan beyaz küpün içinde sergilenen sanat yapıtlarının niteliği kadar beyaz küpün kendisinin de bu sorgulamanın nesnesi olduğundan söz eder. Marcel Duchamp’ın 1938 tarihli 1200 Kömür Çuvalı ve 1942 tarihli Bir Mil İplik adlı çalışmaları, Yves Klein’in 1958 tarihinde Boşluk adlı işi ya da 1960’da Arman’ın Klein’ın işinin karşıtlığı olarak sunduğu Dolu adlı sergisi beyaz küpün sınırlarının aşındırıldığı sürecin önemli kırılma noktalarıdır. Beyaz küpe ilişkin eleştiriler yüzyılın ikinci yarısında daha da radikalleşir. Yüzyılın ikinci yarısında sanat pratiği, sanatın “beyaz küpün tamamen dışına çıkışı” ve “izleyicinin” keşfiyle tanımlanır. 1950lerden itibaren asamblaj, düzenleme, oluşum, performans, beden sanatı, feminist sanat, yeryüzü/arazi sanatı gibi yeni arayışlar ve ifade biçimleri bir taraftan resim ve heykel gibi geleneksel kategorilerin sınırlarını zorlarken, diğer taraftan da mekân ve izleyiciyle daha “içli dışlı” ve karşılıklı bir ilişkiyi gündeme getirir. Artık sanatçı yapıtını beyaz küpün steril/uzaklaştırıcı dünyasından yaşamın gerçekliğine, gerçek mekanlara ve bu mekanlardaki yakın ilişkilere yöneltmektedir. Atölye bu anlamda, kamusal sanatı ortaya çıkaran tarihsel ve kültürel ortamların belgelemesinin yanında bu süreçte dünyada ve ülkemizde ortaya çıkan çalışmalara da odaklanır.

Umut Şumnu
Lisans eğitimini 2000 yılında Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi, İçmimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü’nde tamamladı. Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi'nde Kollektif Bellekte Bir Mekan: 1912 Galata Köprüsü başlıklı teziyle, yüksek lisans derecesini aldı. Bu çalışma daha sonra Lambert Academic Publishing tarafından kitap olarak basıldı. 2012 yılında, aynı üniversitede, Varlık ve Varoluş Arasında: Kimlik, Yabancı Sorunsalı ve Türk Evi Olgusu başlıklı teziyle doktora derecesi aldı. Mimarlık, sanat ve tasarım tarihi, kuramı ve eleştirisi; mimarlık ve felsefe ilişkisi üzerine çalışıyor. Doxa, Siyahi, e-skop, Theory and Event, International Studies in Philosophy gibi dergilerde makaleleri yayınlandı. Akademik çalışmalarının yanında iç mimarlık uygulamaları; sergi ve video performansları var. Halen Başkent Üniversitesi ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesinde öğretim üyesi olarak görev yapıyor.

Fotoğrafın edebi metinlerde kullanılması üç türlüdür: Anlatımı güçlendirmek, metnin inandırıcılığını arttırmak, yazı(n) türleri arasında geçiş sağlamak. Modern edebi imge ilk iki türü dışarıda bırakır; anlamı ve hakikati dışsal kanıtlarda değil, edebi imgede ve anlatı koordinatlarında arar. O nedenle fotoğraf edebi metinlerde, gökçe/güzel yazı(n) ile diğer anlatı biçimleri arasında geçişleri sağlamada ifa ettiği rol ölçüsünde kendine özgü bir yere sahiptir. Hatırlama ve hafıza ilişkisini edebi-edebi olmayan-belgesel- anlatısal- anlatısal olmayan geçişlerle sağlayan fotografik metinler dört haftalık atölyenin konusunu oluşturacaktır.Fotoğraf deneysel modernist edebi metinlerin harcında yer alır; metnin etkisini arttıran bir yan etmen olmaktan çok daha fazlasını, metnin asli kurucu ögesi olması vaadini bünyesinde taşır. Hatırlama, hafızanın labirentlerinde tarihi ve olayları, tecrübe ve yaşantıyı yeniden harmanlarken, hatırlanan ve hatırlayanın anlatısal bir nitelik kazanmasında imge kendi parçalı bütünüyle karşılaşır: Görsel, işitsel, yazılı, ele gelmeyen, rüyalarda sayıklanan, şeylerin bir araya gelmesi imkansız kümesi. Fotoğraf, anlatılar arasındaki hiyerarşiyi sorgulayan, gösterirken saklayan belirsizliğiyle, imgenin yazının bir parçası olduğunu hatırlatır, yazının imgenin izdüşümlerinden bir tanesi olduğunu gösterir.

Aykut Çelebi
1962 Balıkesir doğumlu. 1985 yılında ODTÜ Sosyoloji Bölümü’nden mezun oldu. Halen Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Siyaset Bilimi ve Sosyal Bilimler Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi. İlgi alanları: Weimar Dönemi Alman siyasal ve kültürel düşüncesi, anayasa yapım süreçleri, imge ve kurum olarak Avrupa, kurucu iktidar, siyasal estetik, siyasal teoloji,  kitle sanatı ve kitle teknikleri

>> Sanatçı Atölyesi Ziyaretleri

ANKARA: Ali Şentürk, Cemil Batur Gökçeer, Fazlı Öztürk, Mehtap Baydu,
Necla Rüzgar,  Oğuz Karakütük, Zeynep Kayan
İSTANBUL: Ali Taptık, Ata Kam, Silva Bingaz, Merve Ünsal, Neslihan Koyuncu,
Okay Karadayılar, Orhan Cem Çetin, Ömer Orhun