Ka Atölye

Bahce

Bahce

Bahçe | Açık Atölye #4
6 Haziran 2014

CALVINO'NUN GÖLGESİNDE
FOTOROMAN-ATÖLYESİ SERGİSİ     

Yalçın Savuran yürütücülüğünde gerçekleşen FOTO-ROMAN atölyesi, katılımcılarının işlerinin paylaşıldığı Calvino'nun Gölgesinde sergisiyle sona eriyor. Italo Calvino'nun Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu adlı kitabını merkeze alan atölyenin sergisi 29 Kasım 2015 Pazar günü izleyiciyle buluşacak. Sergi 21 Aralık 2015 tarihine kadar Ka Atölye'de görülebilir!

Açılış 29 Kasım 2015 Pazar günü saat 17:00'de!

‘Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu’ kitabının önermesiyle yaşanan bir sürecin paylaşımları... Nihai işler paylaşılır, süreç yaşanır. Nietzshe ‘Varlık’ı yadsır, yerine ‘Oluş’u koyar. Oluş sürecin paylaşımını içerir. Dolayısıyla paylaşılan yapıtlar, bitmiş gibi görünse de ‘Oluş’ halinde olduklarından asla tamamlanamayacaklardır, tamamlanmamalıdır. Calvino zaten böyle bir şeyi istemez! İsteseydi şayet, okuruna tamamlama tuzağını önermez, dokuz bölüm boyunca yüklemsizliğe hapsetmezdi. Okur-Fotoğrafçı Calvino’nun gölgesinde, hem Calvino’yla hem kendiyle hesaplaştı.

   

FOTO-ROMAN Atölyesi ile ilgili ayrıntılı bilgi için tıklayın!

LABİRENT
ATÖLYE SERGİSİ

Labirent Atölyesi 20 Şubat 2016 Cumartesi günü 
Gallery Foyart'ta gerçekleşecek bir sergi ile sona eriyor.

Ka Atölye'nin Fazlı Öztürk danışmanlığını yürüttüğü ve objeye salt bir fotoğraf nesnesi olarak bakmak yerine, ona ait olduğu bağlamda, sinema, edebiyat, müzik, felsefe, şiir nesnesi olarak da bakmayı, yeni bir yorum ve bakışla, sadece görüneni değil yorumlananı hikâye etmeyi hedefleyen Labirent atölyesi, Gallery Foyart’ta gerçekleşecek sergisiyle izleyiciyle buluşuyor.

Cumartesi günü saat 18:00'de Gallery Foyart'ta açılacak olan sergi 29 Şubat 2016 tarihine kadar görülebilir!

Katılımcılar:
Başak Çetin, Beyhan Örnek, Burcu Solmaz, Elçin Orçan, Kenan Cengiz, Levent Çetin İnal, Özgür Harputlu, Tuğçe Koyuncu

Atölyeyle ilgili ayrıntılar için tıklayın...

Sergi açılışı:: 20 Şubat 2016, Cumartesi 18:00

20-29 Şubat 2016
Gallery Foyart, Cinnah Cad. 66/2  Çankaya/Ankara +90 312 442 28 30 www.foyart.com.tr

Ayna | Açık Atölye #2
14 Aralık 2013

Açık Atölye #5 | Elveda Fotoğraf
22 Kasım 2014

Ömer Orhun ile “zamanın halleri…” Atölyesi katılımcılarının fotoğraflarının yer aldığı, Ka Fotoğraf Geliştirme Atölyesi’nin ilk kitabı “kata” yoğun geçen üretim sürecinin ardından 1 martta izleyiciyle buluşacak.

Zaman, boşluk, görme, algı gibi konularla yola çıkan atölye kapsamında kavramsal bir yeniden okuma ile metafor ve görüntülerin birlikteliği üzerine yapılan tartışmalar fotoğrafların çıkış noktasını oluşturdu.

Atölye katılımcıları için tamamen yeni bir deneyimin ve yeni edinilen bir ifade biçiminin ürünü olarak ortaya çıkan kitabın tanıtım kokteylinde bizlerle birlikte olmanızı bekliyoruz.

zamanın halleri atölyesi ile ilgili bilgi için tıklayın <<

Kata

 Ev de Bekler | Ada Çakar
18 Temmuz 2014

Açık Atölye’nin ikinci dönemi, katılımcılarının projelerinin yer aldığı bir kitap ve sergi ile sona eriyor. Ayna kelimesinden yola çıkan katılımcılar, kendi bakış açılarıyla Ayna kavramının peşine düşerek fotoğraflarla bir anlatım biçimi geliştirmeye çalıştılar. Kitapta bu fotoğraflara yer verilirken, sergi her katılımcının kendi sunum biçimi ile görsel bir zenginliğe sahip olacak. Ka Fotoğraf Geliştirme Atölyesi’nin duvarlarında her katılımcı için belli bir alan ayrılarak istedikleri şekilde kullanmalarına olanak sağlandığından, hem küçük enstalasyonlara hem de çok sade sunumlara rastlamak mümkün olacak. Son ana kadar sürprizlere açık olan sergi 14 Aralık Cumartesi günü açılacak ve 10 gün boyunca ziyaret edilebilecek.

14 Aralık Cumartesi akşamı saat 19.30′da yapılacak olan sergi açılışı ve kitap tanıtım kokteylinde bize katılabilirsiniz.

Açık Atölye ile ilgili ayrıntılı bilgi için <<

Ayna

Shayman Tostakay yazdı…

Fotoğraf daima geçmişin kaydını tutmuştur. Bugünü ya da geleceği anlatırken dahi geçmişten bir kanca takar arkasına. Bu sebepledir ki çoğu zaman bir saklama kabı ile aynı işleve sahiptir; yorumlanmış bir gerçeğin temsili olarak… Yalnız bu işlevin yanı sıra fotoğrafın bir anlatı dili olduğunu asla görmezden gelemiyorum. Nasıl ki okuduğunuz bu yazı aslında bir düşüncenin çeşitli sembolik şekillerle vücut bulmasıysa, fotoğraflar da bir düşüncenin aktarımında sadece bir yoldur, tıpkı şu an baktığınız şekiller gibi. Mesele bir şey anlatmak olduğunda mutlaka bir yol bulunur, fakat anlatıcının seçtiği yol ve biçim o hikayeyi dinlemeye değer kılan en önemli elemanlardır. Bu çalışmalara ilham olan Singapurlu genç fotoğrafçı Sean Lee de “Bahçe” işinde bizleri anne ve babasının bedenlerinde gezinen bir karıncanın yolculuğuna eşlik etmeye davet ediyordu. Hikayesi zamanın etkilerine dikkat çekmek ve zamana bir toplu iğne saplamak diye okunabilir. Lee’nin yarattığı bahçede ve düşüncelerinde sezdiklerimiz de burada başka bir bahçe yaratma fikrini doğurdu. Bu fikir burada toprağa düşünce bizler de oluşan bahçenin çitlerini çektik sadece. Sonra herkes içeriye kendince bir şeyler ekti. Özenle suladık, heyecanla büyüttük. Bir bahçe içinde, ayrı ayrı düşüncelerimizi fotoğraflarla anlattık. Şimdi dilerim bu bahçede sizler de güzel çiçekli ağaçların dallarında cıvıldaşan bir kuş olun ve bahçemizin keyfini çıkarın!

Bakışın Sınırı | Ece Akay
17 Ekim - 7 Kasım 2014

“Göz, herhangi bir başka duyudan
daha fazla nesnelleştirir ve hakim olur” (Irıgaray)
  
“Görmeden inanmam” ifadesi, sadece görmenin diğer duyulara olan üstünlüğüne değil, aynı zamanda bilmek ve görmek arasındaki ortak doğurgan ilişkiye de işaret eder. Plato’nun mağarasından Descartes’ın Cartesian Perspectivalism’ine, Heidegger’ın Dünya Resimleri Çağı’ndan, Guy Debord’un Gösteri Toplumu’na, Kıta Avrupa düşüncesi kendini hep ‘ışık’ metaforu etrafında ve görme-merkezci (ocularcentrism) bir anlayışa temellendirir. Aydınlama düşüncesini ve bağlı olarak modern düşünceyi eleştiren kuramların odağında bile gözün iktidarına olan bir muhalefet vardır.

Algının Fenemenolojisi adlı metninde Merleau Ponty görme deneyimini, Gestalt psikolojisine gönderme yaparak, figür/zemin ilişkisiyle açıklar. Bir nesneyi görmek, görme alanının içinden onu çıkarıp sabitlemektir. Nesneyi daha iyi görebilmek için çevresindekiler kenara/kıyıya bırakılır; zeminde kaybedilenler figürde kazanılır. Sonuç olarak her algılamada bir “algılamama” payı, her görme eyleminde belirli bir derecede “körlük” vardır. Görmenin kendisini siyasal bir eylem yapan tam da Ponty’nin işaret ettiği bu algılamama payı, içeriyi tanımlamak adına neyin dışarıda bırakıldığına ilişkin karardır.

Sergi, bu kapsamda, izleyici/katılımcıyı görmek ve körlüğün arasındaki boşlukta duraksamaya, “gör(e)mediğine de inanabileceği” bir noktaya, çağırır. İzleyiciden bakışının sınırını eşiğe dönüştürmesini ve kalabalık erkek fotoğraflarında kenarda kalan/bırakılan “o tek kadını” fark etmesini ister. Böylelikle görüntü sabit, değişmez bir biçim olmak yerine, bir ‘iz’e dönüşür. Sonuçta görüntü kendi yanılsamasının farkında olan bir yazıdan/dikişten başka nedir ki?

Umut Şumnu

Dolayısıyla denebilir ki, Baykuşun 1 Gecesi fotoğrafın, düşüncenin, bazen de yazının kılavuzluğunda bireyin kendi gece imgesini arayışının hikayesidir ve fotoğrafçıların özdeşleyim kurduğu baykuş geceyi imlerken onun yolculuğu aslında gecenin karanlığından öte anlamlar taşır.       

“Alışkanlıkların, tanıdık bildik durumların, geleneğin, uzlaşımın simgesel ortamı olan gündüz, bu niteliğiyle geceye, gizemli yaratıcılığın simgesel ortamına karşıttır. Gerçekte, gündüzün geceyi hep kovması kovalaması gibi, gündelik alışkanlığın baş işlevi de, yeniyi, yabancıyı, düşseli, yapıntıyı yaşamdan kovmaktır. Bizim alışkanlıklarımızın, yerleşik algı düzenimizin, rahatlığımızın bu yönüne direniyor işte gece.” -Bilge Karasu, Gece

İpek Çınar yazdı...

Demokratik Orman fikriyle Missisippi’den başlayan bir yolculuğa çıkan Eggleston, bu uğraşını Henri Cartier Bresson’un yolculuklarda çektiği fotoğrafları “Karar Anı” başlığıyla bir araya getiren çalışmasına benzetiyordu. Bu benzetişi yeni bir şey deneyen insanın haklı çekingenliğine bir savunu olarak mı söylemişti yoksa gerçekten buna inanıyor muydu bilemiyorum; ancak yaptığı çalışmanın Cartier’in Karar Anı’ndan fersah fersah uzak olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Demokratik Orman’la, bir şeyin fotoğraflanması için onun özel, güzel, farklı, yeni, ilginç, renkli, fakir, mavi gözlü, cesur olması gerektiği kanısını yıktı Eggleston; ’benim için küçük fakat insanlık için büyük bir adım’ dedikleri bu olsa gerek. Fotoğraftan çok fotoğrafçıya katkı sağladı: ’ben ve benim sevdiğim’ ya da ’ben ve benim dikkatim’ deme cesaretini, hem kendine hem de diğer fotoğrafçılara gösterdi. Bir zamanlar sergilenmek üzere çektiğim bir fotoğrafım vardı. Ona bakan insanların kendi aralarında, “Bunu niye çekmiş ki? Çok çirkin.” şeklinde bir konuşmalarına kulak misafiri olduğumu hatırlıyorum; bunu duyduğumda gerçekten üzüldüğümü de. Ve daha önemlisi, başkasının görüşünün beni bu kadar üzebildiğini fark ettiğimde utandığımı hatırlıyorum. Bana kalan şey fotoğrafımın beğenilmemesi değil, beğenilmemesinden ­kısa bir anlığına da olsa­ duyduğum utanmaydı. Demokratik Orman’ı o zamanlar biliyor olsaydım belki Eggleston göz kırpardı!

Açık Atölye'nin 5. dönemi 22 Kasım 2014 Cumartesi 19.30'da Ka Atölye'de gerçekleşecek sergi ve kitap tanıtımıyla sona eriyor. Açık Atölye'nin 5. dönemi ilhamını Daido Moriyama'nın "Elveda Fotoğraf" işinden aldı. 

Açık Atölye’nin yeni çalışması “Elveda Fotoğraf” hem sergi hem de kitap formunda takipçileriyle buluşacak.

Elveda Fotoğraf, diğer Açık Atölye çalşmalarında olduğu gibi fotoğraf dünyasının ilham veren isimlerinden birinin işlerine selam gönderiyor. Daido Moriyama'nın "Farewell Photography" adlı çalışmasından yola çıkan katılımcılar, kendi bakış açılarıyla ve kendi bahçelerinin peşine düşerek fotoğraflarla bir anlatım biçimi geliştirmeye çalıştılar. Kitapta bu fotoğraflara yer verilirken, sergi her katılımcının kendi sunum biçimi ile görsel bir zenginliğe sahip olacak. Sergi 1 ay boyunca ziyaret edilebilecek.

ElvedaFotograf

Selen Tuğrul yazdı...

İnsan vedalardan hoşlanmaz. Bulunulan konumu koruma içgüdüsüyle olacak ki veda etmek hep bir kaybı getirir akıllara. Sahip olduğunu muhafaza etmek hep daha iyi gibidir. Oysa vedanın üzücü ve sancılı yanından korkmak, ister istemez kalıplar yaratıp kurallar koymayı gerektirir. Ve dahası, her yeni başlangıcın bir veda gerektirdiğini ya da bir şeyi kaybettiğinde başka bir şey kazanacağını görememek, elveda demeyi her zaman daha zor hale getirir.

Daido Moriyama her şeyden, kendinden bile bıktığı bir dönemde “Elveda Fotoğraf”la fotoğrafını yeniden inşa ederek fotoğraf tarihinde büyük bir iz bıraktı. Havadaki rahatsızlık hissinden kurtulabilmek için öncelikle var olanı değiştirmesi gerektiğini bilen Moriyama, belki de o zaman çoğu kişinin cesaret edemeyeceği bir hareketle, bugüne şekil verdi. Fotoğrafı ve neden fotoğraf çektiğini sorgulayan Moriyama kalıplardan kurtulmanın ne demek olduğunu hem kendisine hem de diğer fotoğrafçılara gösterdi.

Bugün Açık Atölye bu cesarete öykünüp yeni başlangıçlar için bir vedayı göze alma deneyimini yaşıyor. Moriyama’ya selam göndererek 5. dönemini “Elveda Fotoğraf” ile bitiriyor." 

Ece Akay'ın Bakışın Sınırı sergisi 17 Ekim 2014 saat 18:00'den itibaren 7 Kasım 2014 Cuma akşamına kadar Ka Atölye'de görülebilir. Açılış kokteyli olmayacaktır.

kata | "zamanın halleri" atölyesi
1 Mart 2013

Açık Atölye’nin dördüncü dönemi, katılımcılarının projelerinin yer aldığı bir kitap ve sergi ile sona eriyor. Ka Fotoğraf Geliştirme Atölyesi bünyesindeki atölyelerden biri olan Açık Atölye’nin yeni çalışması “Bahçe” 6 Haziran 2014 Cuma akşamı 19.30′da hem sergi hem de kitap formunda takipçileriyle buluşacak.

Bahçe, diğer Açık Atölye çalşmalarında olduğu gibi fotoğraf dünyasının ilham veren isimlerinden birinin işlerine selam gönderiyor yine. Motivasyonunu bu sefer Singapurlu genç fotoğrafçı Sean Lee’nin “The Garden” isimli işinden alan 12 atölye katılımcısı birbirinden farklı 12 bahçeye davet ediyor bizi. Sean Lee ile aynı başlıktan yola çıkan katılımcılar, kendi bakış açılarıyla ve kendi bahçelerinin peşine düşerek fotoğraflarla bir anlatım biçimi geliştirmeye çalıştılar. Kitapta bu fotoğraflara yer verilirken, sergi her katılımcının kendi sunum biçimi ile görsel bir zenginliğe sahip olacak. Sergi 6 Haziran Cuma günü açılacak ve 29 Haziran Pazar 16.00′a kadar ziyaret edilebilecek.

Bahce

Kabuk | Açık Atölye #1
30 Mart 2013

16 hafta süren İleri Seviye Fotoğraf Atölyesi (yeni adıyla Açık Atölye) katılımcılarının projelerinin yer aldığı bir kitap ve sergi ile sona eriyor. Kabuk kelimesinden yola çıkan katılımcılar, kendi bakış açılarıyla Kabuk kavramının peşine düşerek fotoğraflarla bir anlatım biçimi geliştirmeye çalıştılar. Kitapta bu fotoğraflara yer verilirken, sergi her katılımcının kendi sunum biçimi ile görsel bir zenginliğe sahip olacak. Atölyenin duvarlarında her katılımcı için belli bir alan ayrılarak istedikleri şekilde kullanmalarına olanak sağlandığından, hem küçük enstalasyonlara hem de çok sade sunumlara rastlamak mümkün olacak. Son ana kadar sürprizlere açık olan sergi atölyede keyifli bir heyecan yaratmış durumda.

30 Mart Cumartesi akşamı saat 19.30′da açılacak bu sergiyi 15 gün boyunca ziyaret edebilir,
açılış akşamı yapılacak olan kokteylde bize katılabilirsiniz.

Açık Atölye ile ilgili ayrıntılı bilgi için <<

Kabuk

Baykuşun 1 Gecesi
22 Mart 2014

Her ne kadar gece yaşananlar sadece o gece yaşanmış olsa da, sıradan herhangi bir gecede de yaşanabilirdi. Başka yüzlerce gece yaşanabilecek olandan farklı olarak…

Baykuşun 1 Gecesi Atölyesi 22 Mart Cumartesi akşamı saat 19.00′da gerçekleşecek kokteyl ile katılımcılarının işlerini kitap ve sergi formunda paylaşacak. Bu keyifli heyecana ortak olmak üzere davetlisiniz…

****

“Baykuşun 1 Gecesi” hem belirli bir zamana, hem de zamansızlığa gönderme yapar.

Gecenin ne olup olmadığını anlatmak ne böyle bir atölyenin sınırları içinde mümkündür, ne de bireyin gece algısını genel gece algısı olarak kabul etmek doğru olur. Baykuşun 1 Gecesi de yalnızca katılımcılarının kendi gece yolculuklarını anlatır. 

Atölyeye katılan fotoğrafçılar, herhangi bir fotoğraf disiplininden bağımsız olarak gece arayışlarını kendi tercih ettikleri dilden/dillerden anlatma çabası içinde oldular. Süreç içinde fotoğrafçının kendi gecesine dokunması, onu anlaması için yapılan okuma, dinleme, izleme ve yaşamalarla, katılımcıların önerileri, araştırmaları sonrasında kurdukları yeni diller üzerinden gelişen bir yapı ortaya çıktı. 

Baykuşun 1 Gecesi ile ilgili ayrıntılı bilgi için buraya tıklayın <<

Baykusun1Gecesi

Demokratik Orman | Açık Atölye #3
17 Ocak 2014

Açık Atölye’nin üçüncü dönemi, katılımcılarının projelerinin yer aldığı bir kitap ve sergi ile sona eriyor. Demokratik Orman fikriyle Missisippi’den başlayan bir yolculuğa çıkan Wlliam Eggleston’a bir gönderme niteliği de taşıyan aynı başlıktan yola çıkan katılımcılar, kendi bakış açılarıyla ve kendi demokratik ormanlarının peşine düşerek fotoğraflarla bir anlatım biçimi geliştirmeye çalıştılar. Kitapta bu fotoğraflara yer verilirken, sergi her katılımcının kendi sunum biçimi ile görsel bir zenginliğe sahip olacak. Ka Fotoğraf Geliştirme Atölyesi’nin duvarlarında her katılımcı için belli bir alan ayrılarak istedikleri şekilde kullanmalarına olanak sağlandığından, hem küçük  enstalasyonlara hem de çok sade sunumlara rastlamak mümkün olacak. Son ana kadar sürprizlere açık olan sergi 17 Ocak Cuma günü açılacak ve 10 gün boyunca ziyaret edilebilecek.

17 Ocak 2014 Cuma akşamı saat 19.00′da yapılacak olan sergi açılışı ve kitap tanıtımına davetlisiniz.

Açık Atölye ile ilgili ayrıntılı bilgi için buraya tıklayın <<

DemokratikOrman

Ece Akay

1978 yılında Ankara’ da doğdu. 1996-2000 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Heykel Bölümü’ nde okudu. 2006-2008 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi’ nde heykel alanında yüksek lisansını yaptı. Yüksek lisans tezi“Heykelde Zaman Bağlamında Yeni İnşa Arayışları”başlığıyla sunulmuştur. Şu anda aynı üniversitenin heykel bölümünde sanatta yeterliliğe devam etmektedir. Tez başlığı,‘Yazı- Form İlişkisi: Çağdaş Yazıtlar’’dır. Aynı zamanda Başkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nde öğretim görevlisi kadrosunda heykel, illüstrasyon, baskı teknikleri dersleri vermekte ve araştırmacı bursiyer olarak yer aldığı Tübitak‘Ankara’ da 1930- 1980 Yılları Arası Sivil Mimari Kültür Mirası: Araştırma, Belgeleme ve Koruma Ölçütleri Geliştirme’projesinde sözlü tarih, verilerin sergilemeleri üzerine çalışmaktadır.

http://eceakayy.wix.com/eceakay

-HERHANGİ- BİR YERDE

Açık Atölye'nin altıncı dönemi 30 Ekim 2015 Cuma akşamı 19.30'da Ka Atölye'de gerçekleşecek sergiyle ve kitap tanıtımıyla sona eriyor! Her döneminde başka bir fotoğrafçıya selam gönderen Açık Atölye bu kez Andres Gonzalez'in "Some(w)here" işine selam gönderiyor. Sergi 20 Kasım 2015'e kadar görülebilir.

Açık Atölye ile ilgili ayrıntılar için::
http://www.kaatolye.net/atolyeler/acik-atolye/

-------

SOME(W)HERE

Open Workshop's 6th period is coming to an end with an exhibition and publication. You are invited to come and join us for the opening on Friday, 30th of October 2015 at 19:30. The exhibition will showcase the individual projects of the participants of the Open Workshop #6, all of which are inspired by Andres Gonzales’ Some(w)here. You'll also be ble to see the publication and have a copy! The exhibition will be open till November 20th, 2015.

Ulus Baker, “Bir akış var (herhangi bir yerde-Antik Yunan’da) ve varlıklar bu akışın içinde poz verir. Bunun en ayrıcalıklı olanına ise hedef denir. Bir dans gibi. Fotoğraf herhangi bir anın göstergesidir. Herhangi bir anı ayrıcalıklı kılmanın biçimidir. Geçişin biçimi değildir” der*. Fotoğraf ima etmeyi asla bırakmaz. Akışın içindeki dansın ayrıcalıklı anıdır ve bizler duyguların temsili imajlarına bakıyoruz, bir adım içeride. Sözcükler zihnin yapı taşlarıdır. O kadar fazla sözcükleri var ki, birbirlerine dokundukça değişen. Sözcüklerin zihnimdeki bellek tanışını oynatan. AndresGonzalez’in Some(w)here’ini ‘Logos’a benzetiyorum. "Logos evrenle birliktedir ve evrensel oluşun içindedir. ‘Her şey’ anlamına gelir (akıl, neden, ilke,ölçü, vb). Kozmostaki her şeyi çağırmakla mükelleftir." (U. Baker) Biz de Some(w)here ağacından birer elma aldık yola çıkarken. Ve yedik... -İbrahim Karakütük

*Ulus Baker, Kanaatlerden İmajlara & Duygular Sosyolojisine Doğru,2014, Birikim Yayınları

Her bir odanın diğerleriyle ve bütünün parçalarıyla olan ilişkisini anlamadan labirentten çıkma çabası içgüdüsel, haliyle anlamın bütününden yoksundur. Bu nedenle, çıkılan yol da, o yolda yapılan yolculuk da pek çok yönüyle eksik kalır; üstelik kişi sadece labirentten çıkmayı hedeflediği için, hep aynı odalarda dönen kör bir yolculuğa dönüşür süreç.


Bir filmden, resimden, metinden ya da müzikten hareketle yapılan fotografik çalışmaların her biri labirentin tek bir odasını temsil eder ve kişinin kendi rızasıyla içeride kalmasının bir dışavurumudur. Bu yönüyle kişi, kendi seçimi dışındaki bir oyuna –labirente- dahil olmayı gönüllü olarak kabul eder ve üretim araçlarıyla yaratabileceği iktidarı bizlerle paylaşır; içine girdiği odanın ona sunduklarından hareketle yeni düşünce alanlarının, görme biçimlerinin arayışına girer.
-Fazlı Öztürk

2015-2016

2014-2015

2013-2014

According to Ulus Baker, “There is a flow (in Ancient Greece) and entities strikes poses within this flow. The most privileged pose is called a target. Like a dance. Photography is an indication of any moment. It is a way of giving privilage to a moment. It is not a form of transition.” Photography neverstops implying. Photography is the privilaged moment of the dance withinthe flow and we are the ones who are looking at the symbolic images of emotions, one step inside. Words are the building blocks of the mind. It has too many words, changing as they touch to each other, dislocating the acquaintance memory of the words in my mind. I liken Andres Gonzalez’s Some(w)here to Logos. “Logos is together with the universe and it is within it. It means “everything” (mind,reason, principle, measure etc.) It is obliged to summon everything in the cosmos.” (U. Baker) So we picked apples from the tree of Some(w)here. And ate them... -written by İbrahim Karakütük

2012-2013