Ka Atölye

İMGEYİ ÇÖZÜMLEMEK: GÖRÜNTÜNÜN KURULUŞU

Aykan Alemdaroğlu ile toplamda 12 hafta sürecek olan İmgeyi Çözümlemek: Görüntünün Kuruluşu, kapsamlı konuları anlamaya ve tartışmaya yönelik bir atölyeler dizisi.

4’er haftalık 3 seminerden oluşan atölyenin ilk bölümü “İmge Üretimini Belirleyen Etkenler” başlığı altında, geleneğin uzlaşımlarını karşılaştırmayı ve bu sayede, dönemin sanat kuramını ortaya çıkaracak biçimde ele almayı hedefliyor. “Estetik Kuramların İmge Üretimine ya da Çözümlenmesine Kattıklarını” konu edinen 4 haftalık ikinci bölüm, tarihsel koşulların incelenmesiyle devam ederek çağdaş sanatın çözümlenmesini odağına alacak, sanat politikası ya da politik sanat kendi tarihsel gelişimi içerisinde işlenecek, sanatın üzerindeki buyurgan yetkeye sanatçıların nasıl karşılık verdikleri tartışılacak. “İmgenin Biçimsel İncelenmesi; İçerik ile Biçem İlişkisi” konulu üçüncü ve son 4 haftalık bölümde ise imge üretme kurallarının yarattığı sınırlara karşın uzlaşımların, kural ve yöntemlerin eleştirisinin getirdiği yeni biçem ve olanaklar konuşulacak. Seminer imge tarihinde dolaşarak yürüteceği soruşturmasını bu kapsamda yoğuracak. İzleyiciler seminerleri parçalı olarak takip edebilecekler.
 
Atölye başlangıç tarihi: 18 Şubat 2017, Cumartesi 
Atölye 12 hafta süreyle haftada 1 gün, Cumartesi günleri 14:30-16:30 arasında gerçekleşir.
    
Atölye kontenjanı min 10, maksimum 35 kişi.

    
Atölye bedeli
- Toplam 12 hafta için atölye bedeli: Tam 550 TL, Öğrenci 350 TL
- Her bir 4 haftalık atölye bedeli: Tam 240 TL, Öğrenci 160 TL

 

ATÖLYE PROGRAMI

BÖLÜM #1
 İmge Üretimini Belirleyen Etkenler 
4 Hafta, Cumartesi Günleri 14:30-16:30 | 18 Şubat - 11 Mart 2017 

İmgeyi okumak/çözümlemek kuşkusuz önce onu üreten gücün içinde çalıştığı anlam düzenini bilmeyi gerektirir. Mağara resimlerinden bu yana imge üreten sanatçılar yaşadıkları çağın ve kültürün görüntü kodlarını işletirler. Eski Mısır yontucusu firavunun hangi pozda, hangi ölçekte, hangi oranlarda, hangi bakışla anlatılacağını ustalarından öğrenecektir, Eski Yunan yontucusu doğal görüntüyle ideali biraraya getirirken zihnin gördüğünü beden gözünün gördüğüne çevirecek, gelenekten geometrik imge düzenini alacaktır; Eski Mısır imge grameri Eski Yunan imge grameriyle aynı değildir. Her dönemin, uygarlığın kabulleri sanatçıların yapıt üretimindeki kuramsal çerçeveyi verir ve yapıt bu uzlaşımlar aracılığında çözümlenebilir/okunabilir.

Bir 19. yüzyıl ressamının kişisel tavrını, özgünlüğünü, yaratıcılığını yine kabullere yaptığıyla, eleştiri ve sapmasıyla kavrayabiliriz. Bu yüzden geleneğin uzlaşımlarını karşılaştırarak, dönemin sanat kuramını ortaya çıkaracak biçimde ele almak seminerin hedefi olacaktır. Görüntüyü kurarken geleneğin belirlediği çerçeveyi öğrendiğinde anlam-imgeyi üreten sanatçı, kiminde de getirdiği eleştiriyle algımızı açar, görmenin doğasını soruşturur, ama yine imge kodlarıyla oynayarak.

İmgeyi çözümleme yolunda neden önce “ne zaman üretildi, nerede, kim üretti” sorularını yöneltiyoruz? “Kim” dediğimizde neden tarihsel koşullara, çağa, uygarlığa, dönemin söylemlerine, üretim ilişkilerine ve düzenine bakıyoruz? Çünkü sanatçı -üreten güç- bu sayılanların kesişimi.

        
BÖLÜM #2

 Estetik Kuramların İmge Üretimine ya da Çözümlenmesine Kattıkları 
4 Hafta, Cumartesi Günleri 14:30-16:30 | 25 Mart - 15 Nisan 2017

Görüntünün kuruluşunda filozofların geliştirdiği estetik kuramlar sanatçılar üzerinde ne denli etkili olmuştur? İmgeyi çözümlerken estetik bize katkı sağlar mı?

Sanatın bir ölçütü bulunuyor mu? Kim, neye dayanarak sanata sınır koyar? Her devletin, her yönetimin bir sanat politikasını açık ya da örtük yürüttüğünü kolayca söyleyebiliyorsak, sansür bütün çağlarda toplumu denetlemek, korumak gerekçesiyle uygulanmışsa, dizginlenmesini zorunlu kılacak denli sanatı tehlikeli yapan nedir? Temsil ettiği mi tehlike içerir? Sanatın baştan çıkarıcılığı biçimsel yapısında mı saklıdır? Yoksa, yapıtın gönderimi, temsil edilen şey mi ayartıcıdır? Tehlike sanatın neresinde? Kimler için tehlike?

Neredeyse 20. yüzyıla dek yapıtın bir temsil olduğundan kuşku duyulmamış, kimse sanatın taklitle işlediği yargısını 19. yüzyılın ortalarına dek sorgulamamıştır. Yapıtın neyi temsil ettiği, neyi etmesi gerektiği, temsilin kendine model (örnek) aldığı biçimin taklit kuralları, doğru temsilin nasıl elde edileceği dolayımında estetik soruşturma yönlenmiştir.

Sanatın aktardığı, deneyimlettiği -temsil edilen- hangi modele göre kurulmalıdır? Sanatçının içinde çalıştığı temsil-taklit anlayışı ne tür olanaklar sunar, ne tür engel-yasaklar getirir? Estetik kuram yapıt üretimine nasıl sınırlar çeker? Bir örneğe-modele sadık kalınıyorsa yaratıcılık nerede? Temsil olmayan sanatsal üretim düşünülebilir mi? Yapıt üretimini önceden belirleyen bir model bulunmuyorsa sanatçının ürettiği neye göre biçimlenir? Neden 20. yüzyıla gelindiğinde hepbir ağızdan ama ayrı ayrı gerekçelerle sanatın temsil olmadığı, temsille işlemediği söylenmiştir? Yapıtın içeriğini belirleyen bir model olmadığında sanat bize ne sunar? Sanattan ne beklemeliyiz, ne bekleyebiliriz? Sanatçı kimdir, ne yapar?

Seminer bu sorulara yapıt örnekleriyle yanıt ararken estetik kuramlara başvuracaktır. Tarihsel koşulların incelenmesiyle yol alan seminer çağdaş sanatın çözümlenmesini odağına alacak, sanat politikası ya da politik sanat tarihsel gelişimi içersinde işlenecek, sanatın üzerindeki buyurgan yetkeye sanatçıların nasıl karşılık verdikleri tartışılacaktır.

      
BÖLÜM #3
 İmgenin Biçimsel İncelenmesi; İçerik ile Biçem İlişkisi 
4 Hafta, Cumartesi Günleri 14:30-16:30 | 29 Nisan - 20 Mayıs 2017

Resim alanı anlatı yüzeyi olduğunda anlatma biçimi içeriği taşıyan ve yönlendiren yapıya dönüşecek, anlatı kurgusu imgeyi yapılandıracaktır. Kompozisyon ilkeleri, bu yüzden, yalnızca biçimsel oyunlar değildir, imgeye eklenmiş biçem seçenekleri olarak kalmazlar. Görme rejimimizi açığa vurur kompozisyonun kuralları; gözü yönlendirir, algıyı biçimler, dolayısıyla insanın görmesine ilişkin yargıda bulunur, nereye nasıl bakacağını belirlerken sınırlar çeker.

Anlatma teknikleri, malzeme uygulamalarını da katarak gözün görmesini sağlayan ışık ve kompozisyonla (bakılacakları biraraya getirme sanatı) anlatı-imgeyi sunar; anlatılan görünüre çıkma olanağı kazanır böylece. Ama kurallara bağlandığında algıyı kıstıran, sınırlayan, belirleyen yine anlatma teknikleridir. Nasıl?

İmge üretme kuralları sınırlar çekerken olanaklar da açar; uzlaşımların, kural ve yöntemlerin eleştirisi yeni biçemi getirirken yeni olanaklar da getirir. Nasıl? Görüntünün biçimsel kuruluşunu incelemek, dolayısıyla, görme biçimlerimizi, yani algımızı, algımızın doğasını incelemek anlamına gelir. Seminer imge tarihinde dolaşarak yürüteceği soruşturmasını bu kapsamda yoğuracaktır.

Aykan Alemdaroğlu

Aykan Alemdaroğlu Orta Doğu Teknik Üniversitesi Felsefe Bölümü mezunudur. İstanbul Üniversitesi Latin Dili ve Edebiyatı Bölümünde “Augustinus’ta Zaman, Bellek, Bilinç İlişkisi” başlıklı teziyle yüksek lisansını, Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde doktora yeterliliğini tamamlamasının ardından, University of Western Ontario, Kanada’da “Spinoza ve Deleuze’de Sanat-Beden Üzerinden Deneyim ve Duyum” başlıklı doktora tezi çalışmasını sürdürmüş, üç yılın ardından Ankara'ya dönüşüyle, 2008 yılından bu yana, halen bulunduğu Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde Sanat Tarihi, Sanat Felsefesi, Sanat Yapıtının Analizi derslerini vermeye başlamıştır. ‘İçe Kıvrımlı’ adlı kitabı 2010 yılında Dost Kitabevi Yayınları tarafından yayınlanmıştır.

© Chad Wys, Nocturne 93, 2011